Ayşe Beyzan Ahıska yani Sevgili kardeşim Beyzanımız 1977 li yıllarda başladığı duygu dolu şiirlerini, bu dünyadan ayrıldığı tarih olan 4 Ekim 2008 yılına kadar sürdürmüştür ve bizler bu duygu dolu şiirleri siz şiir severlerle sitemizde paylaşıyoruz. Mutlu olun, Mutlulukla kalın.

İstanbul, 13 Haziran 2021

VARSAN YALAN OLSUN

Söyle bana güzel olan birşeyler,
Dudaklarda gülüş
Yanaklarda al
Gözlerde parıltı olsun.
Söyle bana güzel olan birşeyler,
Çocuklarda neşe
Baharda mutluluk
Hazanda huzur olsun.
Söyle bana güzel olan birşeyler,
Varsın yalan olsun.

DİYE

Sana bir demet kır çiçeği getirdim,
Yaban dünyanın tepelerinden
Bahar müjdecisi olsun gözlerinde diye.
Sana bir avuç su getirdim,
Yüksek dağların doruğundaki pınardan
Canlandırsın serinliği ile bedenini diye.
Sana bir tutam ışık getirdim,
Güneşin o sıcacık koynundan
Karanlık dünyanı aydınlatsın diye.
Sana bir küçük kalp getirdim,
Bedenimin derinliklerinden çırarıp
Isıtsın gönlünü diye.

ELDE DEĞİL

Yaşam bir an
Kaybetmemek elde değil.
Sevmek bir tutku;
Kıskançlıklar içinde,
Beslemek elde değil.
Kavuşmak bir hayal
Ömrün son anında bile
Beklememek elde değil.

GERÇEK AMA…

Aşk; dudaklardaki özlemdir.
Başı dumanlı dağlarda
Soğuğun yaktığı sıcak gibi
Gerçek ama öldürücü.
Aşk; bir seraptır.
Çölde sıcağın kavurduğu toprakta
Fışkıran serap gibi
Gerçek ama öldürücü.
Aşk; ulaşılacak zaferdir.
Büyük mücadelelerin sonunda
Yaşamın nefesi gibi
Gerçek ve öldürücü.

VARIM

Özlem, kavuşmak umuduyla,
Sevgi, seven bir kalble,
Umut gelen günle güzel.
Ve ben,
Seninle güzelim…
Deniz dalgasıyla,
Gül dikeniyle,
Sevda acısıyla var.
Ve ben,
Seninle varım

ADAK

Duydum ki susamışsın,
Gözpınarlarımdan bir avuç su getirdim
Şifa diye içer misin?
Duydum ki üşümüşsün,
Ağaran saçlarımdan bir kazak ördüm
Deva diye giyer misin?
Duydum ki ağlamışsın,
Gönül telimden bir mendil dokudum
Gözyaşını siler misin?
Duydum ki adağın varmış,
Kavuşmak için gönül verdiğine
Sevdanın adağı oldum
Kabul eder misin?

DİLEK

Yeni yılda mutluluk;
Yanlızlık anında sıcak bir el.
Sessizlikte,tatlı bir çift söz.
Çaresizlik anında binbir umut olsun…
Yeni yılda başarı;
Uzaklarda aradığın hayal değil.
Gelecek günlerle gelen bir dost.
Senden ayrılmayan gölgen olsun…
Yeni yılda neşe;
Dudaklarında kahkaha.
Gözlerinde nazar.
Gönlünde eş olsun…

KIR ÇİÇEĞİ

Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Alıyla, moruyla, sarısıyla, beyazıyla,
Dikeniyle, otuyla.
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Sevgiyle toprağımdan ayrılıp,
Özlemle sıcak ellerde birleşerek,
Demet demet umut taşımak için.
Ya da;
Sevgilinin elinde mutluluk.
Akşam sofrasında neşe.
Hasta odalarında ümit olmak için.
Belki de;
Sıcak bir dostluğu tazelemek.
Yeni bir günü karşılamak.
Güzel bie anıyı anımsamak için.
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Sadece;
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Herhangi bir zamanda
Herhangi bir yerde
Herhangi bir canlıda
Herhangi bir neden için
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum…

SATIŞ

KIR ÇİÇEĞİ

Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Alıyla, moruyla, sarısıyla, beyazıyla,
Dikeniyle, otuyla.
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Sevgiyle toprağımdan ayrılıp,
Özlemle sıcak ellerde birleşerek,
Demet demet umut taşımak için.
Ya da;
Sevgilinin elinde mutluluk.
Akşam sofrasında neşe.
Hasta odalarında ümit olmak için.
Belki de;
Sıcak bir dostluğu tazelemek.
Yeni bir günü karşılamak.
Güzel bie anıyı anımsamak için.
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Sadece;
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum;
Herhangi bir zamanda
Herhangi bir yerde
Herhangi bir canlıda
Herhangi bir neden için
Bir demet kır çiçeği olmak istiyorum…

BÜTÜN

Bütün geceler benimdir.
İster soğuk olsun, ister sıcak.
Ne fark eder.
Geceler benim ya,
Buda bana yeter.

Bütün yıldızlar benimdir.
İster uzak olsun, ister yakın.
Ne fark eder.
Yıldızlar benim ya,
Buda bana yeter.

Bütün şişeler benimdir.
İster dolu olsun, ister boş.
Ne fark eder.
Şişeler benim ya,
Buda bana yeter.

Adasam hepsini.
Benim olan herşeyi.
Bilmem yeter mi?
Bir yudum sevgiye…

BACA

Evim soğuk hem de çok.
Odam dersen,
Hem var hem yok,
Alt komşu yine yakmış sobayı.
Dumanı ısıtmış bacayı.
Ne durursun öğle,
Yaslanda duvara
Isını ver sende şöyle.

İSTER

Toprak,
Tohum ister
Bereket için.
Tohum,
Su ister
Yaşamak için.
Su,
Yağmur ister
Çoşmak için.
Toprak ananın koynunda
Birleşip bütünleşerek
Canlıları doyurmak için.

Çocuk,
Sevgi ister
Büyümek için.
Sevgi,
Gönül ister
Sığınmak için.
Gönül can ister
Yaşamak için.
Bedenlerin içinde
Alev alev yanarak
Canları ısıtmak için.

NİYE ?

Sevgi bir yakarıştır.
Gizliden gizliye
Kapanan gözlerde,
Susan dudaklarda,
Bilinmez niye?

İçinde çoşkuyla yanan,
Ateşi söndürmek.
Gözlerde akan,
Yaşları durdurmak.
Sevgi sözcüklerini dudaklarda
Hapsetmek niye?

Bırak yansın ateş
Gönlünce.
Bırak aksın yaşlar
Dilediğince.
Bırak açılsın dudaklar
İstediğince.
Yaşadığını hisset
Ve
Hissettiğince

Kırılmış bir kalp satıyorum.
Yok mu alan!
Hemde çok ucuza.
Yok mu kapan!
İstiyene bedava.
Yok mu yakan!
Atıyorum.. Atıyorum.. Atıyorum..
Attım…

YOLUNDA

Hanidir baktırmadın fala.
Anlaşılan bugünlerde,
Seninki yanında.
Ne zamandır etmedin dua.
Herhalde bugünlerde,
İşlerinde tıkırında.

ESKİCİ

Eskicii gelde eskiiciii !
Boşa gitmesin buradan
Şu yaşlı ihtiyar.
Eski bir gömlek
Ama yinede olsun biraz sağlam.
Yok mu gelin kız
Birde ceket.
Bende sana vereyim
Şuracıktan koca bir leğen
Yanında olursa birde yelek.

SEN VE BEN

Rüzgara saçlarını
Dağıttığı için kızıyorum.
Sen, gülüyorsun kahkahalarla.
Ben, karanlığa çiziyorum gülüşünü.

Minik bir serçenin.
Kırılmış kanadı, kesilmiş soluğu.
Sen, ağlıyorsun hıçkırıklarla.
Ben, kadehlere dolduruyorum gözyaşlarını.

SÖYLEYE BİLİRMİSİN?

Geceler boyunca yollarına
Akan gözyaşlarımı bana
Getire bilirmisin?
Acı dolu bekleyişlerle
Geçip giden yıllarımı bana
Geri vere bilirmisin?
Umutsuzluğun izlerini taşıyan
Yüzümdedi çizgileri
Yok edebilirmisin?
Söyle bana
Geçmişide silebilirmisin?
Öğleyse,
Neden döndün buraya
Bana söyleye bilirmisin?

RANZAMDA

Ranzamda uzanmış yatıyorum;
Yanlızlığı için için yaşıyarak
Dinliyorum sesleri,
Derinden, büyük ihtimal
Aşağıdaki kantinden.
Bir yanlızlık şarkısının nameleri
İnsan seslerine karışıp
Kaybolup gidiyor.
Sessizce kimi gönüllerde iz bırakarak…

Ranzamda uzanmış yatıyorum;
Zaman zaman anlaşılması güç
Bir uğultu doldursada ortalığı
Herkesin onda gizli umudu
Bir an durur zaman
Dikkat kesilerek dinlenir
Anonsun gürültüsü…

Ranzamda uzanmış yatıyorum;
Odayı yine temizlememişler
Dolapların üstü ve yerler pis
Kimi yataklarsa dağınık
Yatakların arasına gerilen iplerde
Çamaşırlar çalışıyor kurumaya
Islatarak yerleri, temiz…

../…

Ranzamda uzanmış yatıyorum;
Yağmurdan akan tavan
Gizli sevdası küf ile
Buluşmuş köşedeki duvarda
Yeşilin tonları sarmalamış
Beyaz badanalı odayı…

Ranzamda uzanmış yatıyorum;
Gençliğimin en güzel anlarında
Okuldan dönüşte yurdumda
Akıp giden zaman içinde
Hiçbir şeye aldırmadan
İzliyor ve dinliyorum gönlümce…

Ve ben,
Ranzamda uzanmış yatıyorum…

VE BEN

Deniz en güzel namelerini
Sunacak dalgaların sesinde
Ve rüzgar ılık nefesiyle
Eşlik edecek onlara
Gün yerini geceye bırakırken,
Karanlık gizleyecek çikinlikleri.
Ve ben,
Tek başıma,
Yürüyeceğim kumsalda.
Kah güneşin batışında
Hüznü yaşıyacağım dolu dolu.
Kah dalgaların sesinde
Hayala dalacağım derinden.
Ve ben,
Tekbaşıma,
Kimi zaman mutluluktan
Bazende çaresizlikten
Ağlıyacağım kumsalda…

SON

Ateş çıtırdıyarak yanmalı,
Yağmur vurmalı pencere camlarına,
Ve ben…
Sıcak odamda,
Sallanır koltuğumda,
Yanlızlığımı yaşamalıyım.

Dolu dolu anılarda,
Gülerek yada ağlayarak,
Yanlızlığımı yaşamalıyım.

Varsın olmasın,
Yanımda bir tek dostum,
Ne çıkar…
Ben,
Yanlızlığımı yaşamalıyım.

Ve birgün;
Kapım çalınmalı,
Yorgun ve yabancı olan
Bir yolcu tarafından.
Açık bulmalı kapımı,
Her zaman olduğu gibi.
Yavaşca itmeli,
Kapı gıcırdıyarak aralanmalı.
Bilmem ne zamandan beri ,
İlk defa.

../…


Rüzgar konuk olmalı
Birkaç kuru yaprakla birlikte,
Bedenimi son defa okşamak istercesine,
Ocaktaki küller dağılmalı sessizce.
Ateş çoktan sönmüş,
Oda ise buz gibi olmalı

Birden irkilmeli garip yolcu.
Bir sonbahar gününün bitimindeki,
Puslu alacasında oluşan soluk ışıkların,
Sızdığı pencerenin yanında.
Görmeli beni,
Sallanan koltuğumda.
Uyurken… Gülerek…

Asla “zavallı ihtiyar” dememeli.
Yüzümdeki huzura bakarken.
“Mutluymuş ecel kapısını
Ansızın çaldığında.”
Benden önce diyerek.
Yere düşen şalımı,
Örtmel üstüme yavaşca.

Ve,
Kapı usulca kapanmalı üzerime.
Bir daha açılmamacasına.
YANLIZLIĞIMIN BEKÇİLERİ

Hıçkırıklarım boğulacaksa bir damlada
Ve gecenin karanlığında yağan yağmur
Eğer olacaksa yanlızlığımın habercisi
O damla dudaklarındaki çoşkun pınar olsun
Saçlarında saklansın gecenin karanlığı
Gözlerinde gizlensin yağmur bulutları
Ve ellerin olsun yanlızlığımın bekçileri

YABANCI

Karanlığın içinde yürüyor bir yabancı
Yağmurun altında ağlıyor bir yabancı
Köprünün ayağında uyuyor bir yabancı
Çatının üstünden atlıyor bir yabancı
Denizin derinliklerinde boğuluyor bir yabancı
Geride milyonlara yabancı
Yaşıyor birbirine yabancı.

SEVİLMEK

Sevilmek istiyorum.
Gerçek olan ve
İçten gelen bir doğallıkla.
Sevilmek istiyorum.
Pervanenin ışığa tutkusu gibi.
Umutla dolu ve
Kör edercesine bir saflıkla.
Sevilmek istiyorum.
Doğanı her bahardaki doğuşu gibi.
Sanki, ilkmiş gibi canlı ve
Özel olan bir coşkuyla.
Sevilmek istiyorum.

İnsanları sevdiğim gibi.
Yalın ve sade
Bir içtenlikle.
Sevilmek istiyorum.
Sadece sevilmek …

SENLE SENSİZLİĞİ YAŞAMAK

Sensiz dolaştım şehrin sokaklarında
Ayak seslerin yoktu kaldırım taşlarında
Bulutlar görünce beni sensiz
Yağmur olup yağdılar
Kuruyan gözyaşlarımın yerine.
Çiçekler görünce beni sensiz
Hazan olup boyunların büktüler
Geçip giden gençliğimin yerine.
Sensiz dolaştım İstanbul gecelerinde
Sıcak bedenin yoktu kollarımda
Meltem hissedince beni sensiz
Fırtına olup esti
İçimdeki birikmiş duyguların yerine.
Deniz görünce beni sensiz
Dalga dalga kabardı
Bedenimdeki ateş yerine.
Ve…
Sensiz dolaştım tozlanmış anılarda
Senin olan gizli köşelerde.

İNSAN

İnsan insanın kurdudur
Birbirini yiyen odur
Doymadı gitti aç gözlü
Hırsından rahmetli oldu

Kaç beyzan sen buralardan
Fayda yok sana onlardan
Bir lokma ekmek bir hırka
Yeter bu yalan dünyada

ZAMAN ve İNSAN

Zaman; zaman içinde zamandır
İnsan; yaşam içinde insandır
Zaman; insan için geçmiş ve gelecek
İnsan; zaman için ölen ve ölecek olandır.

BİRDE BANA SOR

Birde bana sor.
Tan vaktinde günü
Soğuk gecelerde yanlızlığı
Ya da sıcak akşamların özlemini
Birde bana sor.
Baharda açan çiçekleri
Bulutların öfkeli ağlayışılarını
Ya da penceredeki minik serçeyi
Birde bana sor.
Ağaran saçlarımın çilesini
Yüzümdeki çizgilerin nedenini
Ya da gözyaşlarımın anlamını
Birde bana sor.
Bir ekmeğin fiyatını
Cebimdeki paranın miktarını
Ya da yediğim son yemeğin adını
Birde bana sor.
Bir sokağın adını
Şu gidenin oturduğu evini
Ya da otobüs durağının yerini
Birde bana sor.
Bebeklerin niçin ağladığını
Yaşlıların neden huzur aradığını
Ya da ne kadar yaşamak istediğimi
Birde bana sor.
Ayın ne zaman tutulacağını
Kuyruklu yıldızın kuyruğunu
Ya da kıyametin ne gün kopacağını
Birde bana sor.
Yeterki beni anımsa
Ve sor.
Sor da ne sorarsan sor…

DENİLDİ

Bebek dendi büyütüldü
Çocuk dendi yetiştirildi
Genç dendi hoş görüldü
Birgün;
Yaptıklarına anı dendi yazıldı
Bedenine güzel dendi çizildi
Duygularına aşk dendi tapıldı
Gözyaşlarına şarap dendi içildi
Acılarına hayat dendi geçildi
Yıllar sonra;
Yaşlandı dendi bırakıldı
Zaman içinde kim olduğu unutuldu
Sonunda da rahmetli dendi gömüldü
Geride ise bir mezar taşı kaldı
O da yıkıldı gitti toprak oldu.

KARA

Kağıtların yazgısı kara
Yazılmaya görsün hele
Aklanmak için bir kere
Ateş olsada külü kara
Öyleyse ne durursun
Yaz kara kalemim sende yaz
Ak kağıtlar varsın kirlensin
Çal karanı kara kalemim çal
Ak kağıtlar varsın lekelensin
Çizilmedik yer yıkılmadık dünya
Ak kağıtlar üstünde kalmasın
Yeterki yazan ellerden kara
Sıçramasın insanlara.

ALLI GELİN GÜLLÜ GELİN

Ekin ekilmek bağ bozulmak ister
Toprak su kahvedeki para ister
Allı gelin güllü gelin
Gün üstüne doğmayan
Nasırlı elleri kınalı gelin

Hamur yoğrulmak ekmek pişmek ister
İnek sağılmak yayık yayılmak ister
Allı gelin güllü gelin
Gün üstüne doğmayan
Nasırlı elleri kınalı gelin

Ocaklar ateş tarlalar iş ister
Köşedeki beşik ise bebek ister
Allı gelin güllü gelin
Gün üstüne doğmayan
Nasırlı elleri kınalı gelin

Ateş köz baca ise duman ister
İş ırgat kocaysa avrat ister
Allı gelin güllü gelin
Gün üstüne doğmayan
Vatanımın kadını, sabrına tapılası,
Nasırlı elleri öpülesi gelin

SANDIN

Yardan ayrı kalnasını
Sen kolay mı sandın.
Ayrılığın gözyaşını
Sen diner mi sandın.
Gurbet elinde cileni
Sen biter mi sandın.
Yanlızlığın acısını
Sen geçer mi sandın.
Geçen zamanı
Sen geri gelir mi sandın.
Toprağın altındakini
Sen döner mi sandın…

ÇOK MU Kİ ?

Gün geceye yabancıyken,
İnsanlar yabancı olmuş,
Çok mu ki?

Kendi kendini tanımazken,
Başkaları seni tanımamış,
Çok mu ki?

Sen seni anlamazken,
Canan seni anlamamış,
Çok mu ki?

Geçmiş geleceği bilmezken,
Canlar seni bilmemiş,
Çok mu ki?
DOSTLAR

Hani nerde ?…
Gönül evimde konuk ettiklerim
Dost değip kapımı açtıklarım
Hani nerde ?…
Acılarını birlikte yaşadıklarım
Uykusuz gecelerine yoldaş olduklarım
Hani nerde ?…
Aynı tastan çorba içtiklerim
Cebimdeki son meteliği paylaştıklarım
Hani nerde ?…
Tüm korkularını bildiklerim
İçindeki fırtınaları dindirdiklerim
Hani nerde ?…
Son sigaramı bölüştüklerim
Gözyaşlarımı uğruna döktüklerim
Hani nerde ?…
Sevdiklerim…
Gönül verdiklerim…
Dost dediklerim…
Hani nerde ?…

KALMADI BİRŞEY

Sanki sözleşmiş bulutlar,
Karanlıkları gömmeye,
Kıskanmışlar gibi mehtabı.
Bak deniz bile siliyor,
Kumsaldaki izleri,
Dalgalarıyla birer birer.
Artık yakamozlarda yok,
Benimle oynamak için,
Giden sevgili yerine.
Anladım ki senden bana
Geride kalan tek hatıra
Gözlerde iki damla
Oda yağmurla birlikte
Boşlukta kaybolup gidiyor.
Ve senden kalmadı
İnan bana anı bile
Tıpkı biten bir düş gibi
Öğle birşey geldi geçti
Bir seraptı yaşandı
Umuttu tükendi
Tatlısıyla açısıyla
İşte oda öğle birşeydi

VE BEN BENLE BAŞBAŞA

Ne sokaktan geçen sarhoşun narası
Ne bebek ağlaması
Nede evlerden taşan sesler
Artık sessizliğime ulaşamıyorlar.
Ve ben dinliyorum,
Ağaçların iniltisini
Rüzgarın ılık nefesindeki hıçkırıklarda.
Karanlığın yakarışını
Gölgelerin soğuk titreyişindeki sessizlikte.
Gecenin sesini
Gözlerimde uykuya olan sonsuz özlemle
Ve ben benle başbaşa…
Gecmiş bir düğüm olmuş boğazımda
Hıçkırıklarla damla damla gözlere
Sözcüklerle ağır ağır dudaklara
Hücüm ediyorlar.
Kaybolmak istercesine, karanlıkda.
Ama gecenin gölgeleri karşımda,
Herbiri tanıdık bir yüzü oluşturuyor.
Gülüyorlar kimi soğuk
Kimisi ise sevecen mi sevcen
Çağırırken beni yanlarına…
Ve ben benle başbaşa…
Korkularımı yaşıyorum.
Acıları sevinçleri ve tüm çılgınlıklarıyla
Ve ben benle başbaşa…
Geçmişi yaşıyorum
Yanlışları doğruları ve tüm anılarıyla
Ve ben benle başbaşa…
Beni yaşıyorum
Var olmanın mutluluğuyla

YENİLİK

Eğer ateşden damlacıkların
Oynaşacaksa denizle
Beni anılarda yakmak için,
Mehtap bu gece doğma.
Eğer tatlı namelerin
Konuşacaksa bedenimi soldurmak için,
Meltem bu gece esme.
Eğer anılar ormanında
Gezineceksen gönül
Yanlızlığımı anımsatmak için,
Kalbim ebediyen sus.
Karar verdim artık
Yaşananlardan ders alıp
Bir yenilik yapmaya
Artık geçmişi değil geleceği
Dünü değil yarını
Hüznü değil neşeği
Nefreti değil sevgiyi istiyorum.

ÇOCUKKEN

Ben çocukken,
Başı karlı dağların
Berrak akan sularını,
Eteklerindeki yeşilini,
Ve çiçeklerin kuçaklaşışını
Düşlerdim.

Ben çocukken,
Sonsuz maviliklerin
Ak bulutları arasında,
Parlayan güneşini,
Ve özgürlüğü kucaklıyan kuşlarını
Düşlerdim.

Ben çocukken,
Rüyalar arasında
Sessizce ağlarken,
Karanlıklardan uzanıp,
Beni saran kolları,
Düşlerdim.

Ve ben çocukken,
Hayaller ormanında
Tahtadan atıma binip,
Ordularımla daldığımda sonsuzluğa,
Tüm mutsuz çocukları kurtaymayı,
Düşlerdim.

İSTERDİM

Sana yar demek isterdim.
Gönül bahçemde gül demek isterdim.
Sana bana gel demek isterdim.
Elimden tut, sar beni demek isterdim.
Sana can demek isterdim.
Kırarken kanadımı, dur demek isterdim.
Sana sevdiğimi söylemek isterdim.
Daha yaşanacak çok şey var demek isterdim.

YARIN BUGÜN OLDU

Yarın bugün oldu
Zaman yolundaki durakta
Bekleme yok gitmekte yaşam
Yaşansada yaşanmasada
Umutlar, acılar, neşeler,
Kederler, elemler
Yaşanması gerekenler
Sıraya girmiş birer ikişer.
Ama gelmezler ki hiç tek tek
Gönül katlandığınca dayan
Dayandığınca katlan…

AŞK

Aşk nedir ?…
Bir söz,
Bir dokunuş,
Ya da…
Bir bakış mı?

Aşk iki kişiliktir,
Paylaşılmaz.
Acıyı bile,
Bir bakışla,
Bir dokunuşla,
Ya da…
Bir çift sözde bile.

Aşk iki kişiliktir,
Paylaşılmaz.
Dağ başındaki pınar gibi
Güneşin altındaki çöl gibi
Güldeki bülbül gibi
Ya da
Sıcak bir kucak gibi.

Aşk iki kişiliktir,
Denizin karayla buluşması gibi
Kimi zaman çoşkulu köpük köpük
Kimi zaman durağan çırpınışlar gibi
Gelgitler içinde
Ama,
Daima aynı yerde olmak gibi.

../…

Aşk iki kişiliktir,
Onla yanlızlığı yaşamaktır.
Paylaşmanın ötesinde
Birgün biteceğini bilerek
İçinde taşıdığı
Hüznü yaşamaktır.

Aşk,
İçinde yanlızlığı taşır
Hüznü taşır
Çoşkuyu taşır
Ama,
İllede yanlızlık.

Ferhat’a dağ deldiren
Kerem’e çöl gezdiren
Romeo’yu öldüren
İki kişilik yanlızlığa ulaşmak değil mi?

Neden?
Yanlızlıktan kaçarken
Aşk ile onu yaşamak.

İnsanın var oluşundan bugüne
Bugünden sonsuzlukta yok oluşuna
Kadar geçecek sürede
Bile bile yaşanacak bu döngü.
Sevecek,
Kah gülerek kah ağlayarak.
Ama,
İllede yanlızlığı içinde taşıyarak.

../…

Yine şarkılar yazılacak
Aşk üstüne,
Beklenen sevgiliye,
Ya da,
Giden sevgilinin arkasından.
Kimi ağıt olup düşecek dillere,
Kimi şiir olup dizilecek dizelere.

Geçmişin sevdası
Her zaman büyük olacak
Bugünün aşkından.
Bu gün geçmiş olduğunda,
Sevdanın değeri
Aşkın sıcaklığı,
Daha iyi anlaşılacak.

Ama,
Hiçbir zaman
Bugünün sevdası
Bugünde bulamayacak değerini.

IŞIKLAR SÖNDÜR

Işıkları söndür bu gece.
Bu gece,
Senin olmaya geldim…
Bu gece,
Seni sevmeye geldim…
Bu gece,
Sana tapmaya geldim…

Işıkları söndür bu gece.
Bu gece,
Karanlığını doldurmaya geldim…
Bu gece,
Yanlızlığını bitirmeye geldim…
Bu gece,
Ateşini dindirmeye geldim…

Işıkları söndür bugece.
Bu gece,
Özlemler kalsın geride,
Bir ömür yaşansın
Bir gecede…

Işıkları söndür.
Bu gece…

DOSTA AĞIT

Açtım gönül bahçemi,
Aldım dostu içeriye.
Canandan öte can dedim.
Canıma kardaş dedim.
Akıtsa kanımı helal dedim.
Her sözüne ferman dedim.
Dostluğuna kurban dedim.
Hey!… Hat!…
Gel gör cana can neyler.
Gönül bahçesini kim neyler.
Acı sözü dost söyler.
Canı candan eder.
Can kardaşsız kalınca,
Canı can neyler.
Can cana gül atsa da
Gümüş kurşunu kim neyler.

NE KALDI

Söylenecek ne kaldı.
Yaşananlardan sonra.
Beklenecek ne kaldı.
Vedadan sonra.
Ki?…
Umut etmek istiyorsun…

Yıkılacak ne kaldı.
Olanlardan sonra.
Kurtarılacak ne kaldı.
Ayrılıktan sonra.
Ki?…
Hayal etmek istiyorsun…

Geride ne kaldı.
Gidenden sonra.
Sevgiden ne kaldı.
Aşktan sonra.
Ki?…
Düşlemek istiyorsun…

Yetmez mi artık,
Gönülden verdiğin.
Bırak uçsun yuvadan
Senin olmayan.
Yeter sana
Geride kalan…

YOKLUK

Umut yok
Hayal yok
Beklenti yok
Yokluk içinde yokluk
İşte ben.

Yanlızlık var
Sessizlik var
Yarın var
Varlık içinde yokluk
İşte ben.

Sevgi çok
Özveri çok
Özlem çok
Çokluk içinde yokluk
İşte ben.

Yaşam içinde dün
Gelecek içinde yarın
Varlıkla yokluk
Çoklukla azlık
İşte ben.

Çatışan duygular
Yitirilen umutlar
Kaybolan anılar
Sudaki yazılar
İşte ben…

GİTSİN

Gel benim sevdam oluver bitsin
Sevdamın çiçeği açı ver gitsin
Doğmasın güneş varsın olsun
Mehtabım olu ver gitsin.

SEVEMEZSİN

Sen gururlusun sevemezsin
Aşka cevap veremezsin
Aldı seni yanlızlık
İstesende dönemezsin.

GEREK

Dört duvar arasında bir kul
Sevdam uçmuş yürek mahkum
Suçluda ben suçta ben
Yan kalbim yan
Gönül azapta gerek.

KARARSIZLIK

Göz pınarlarına oturmuş,
Bir damla yaş.
Sonsuzluğa gitmekle,
Gitmemek arasında kararsız.

Acısı içinde çöreklenmiş,
Sanki bir taş.
Bedeni yakmakla,
Yıkmak arasında kararsız.

Sevdasını yitirmiş,
Yüreği bir kuş.
Maviliklere dalmakla,
Batmak arasında kararsız.

Umudu tüketmiş,
İçi boş.
Düşünceleri yaşamla,
Ölüm arasında kararsız…

OLMAMALI

Yaşamda hep güzellik olmamalı
Sevinçte bile bir acıyı
Mutlulukta bile bir hüznü
Umarsızca kendi özünde saklamalı
Tek bir yürek için bile olsa

Yaşamda hep acılar olmamalı
Umutsuzlukta bile bir dirilişi
Tükenişde bile bir var oluşu
Umarsızca kendi özünde saklamalı
Tek bir yürek için bile olsa

Yaşamda hep basitlik olmamalı
Her nedende bile yeni bir soruyu
Her cevapta bile yeni bir arayışı
Umarsızca kendi özünde saklamalı
Tek bir yürek için bile olsa

Yaşamda hep hepler olmamalı
Çokluk içinde bile bir yokluğu
Bereket içinde bile bir kıtlığı
Umarsızca kendi özünde saklamalı
Tek bir yürek için bile olsa

Yaşamda hep hiçler olmamalı
Kuraklık içinde bile bir bolluğu
Savaşın içinde bile bir barışı
Umarsızca kendi özünde saklamalı
Tek bir yürek için bile olsa

ÖĞLESİNE

Yaşamın tadı olan,
Uçlarda değil sıradan,
Duyguları yaşamak istiyorum,
Öğlesine.

Yüzlerce mumun yandığı bir odada
Müzik dinlemek
Ve
İçimden geldiğince,
Dans etmek istiyorum.
Öğlesine.

Bir kır kahvesinde,
Soğuk bir sonbahar sabahında,
Fincanımın sıcaklığında,
Titreyen ellerimi ısıtırken,
Hazan renklerinde,
Hayale dalmak istiyorum.
Öğlesine.

Baharın çoşkusunu,
Sokaktaki çingeneden alınan,
Kucak dolusu papatyaların,
Neşesiyle kutlamak istiyorum.
Öğlesine.

../…

Ormanın uyanışındaki cıvıltıyı,
Toprağın üstündeki nemi,
Karanlığın pusundaki gizem kaybolurken,
Güne merhaba demeyi,
Koşarken tenimde hissetmek istiyotum.
Öğlesine.

Gün batımında ,
Salacak’ta,
Renklerin sararan kızıllıktan,
Karanlığa dönüşünü,
Yada,
Gökteki yıldızları bile,
Kıskandıran akşamlarda,
Çamlıca’dan,
İstanbul’u seyretmek istiyorum.
Öğlesine

SEVGİ

Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Almadan vermeyi
Verilenle yetinmeyi
Bilmektir.
Kimi zaman savaşmaktır
Kıyasıya.
Kimi zaman geri çekilmeyi
Bilmektir.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Bir yağmur damlasının,
Toprakla kucaklaşmasındaki
Çoşkuyu duymaktır.
Yada.
Solan bir çiçeğin,
Güne elveda diyişindeki,
Hüznü hissetmektir.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.

../…

Sevgi ateş değildir,
Küllenmez.
Su değildir,
Durulmaz.
Fırtına değildir,
Dinmez.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Sevgi ispata gerek duymaz.
Sevgi bir bakışla,
Bir dokunuşla,
Bir gülüşle,
Yerini bulur.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Sevgi sınır tanımaz.
Ne yaşa bakar,
Ne başa bakar.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Sevgide renk yoktur.
Sevgide şekil yoktur.
Sevgide kural yoktur.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.

../…

Sevgi özgürdür.
Neden yada niçin demez.
Sevgi sorgulamaz.
Sevgi yargılamaz.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Sevgi korkmaz,
Ne gecenin karanlığından.
Ne de günü ışığından.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Sevgi geleceğin belirsizliğini,
Düşünmez.
Geçmişe özlemle,
Bakmaz.
Ve yaşananlardan da asla pişmanlık
Duymaz.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.
Çarpan tek bir kalp,
Alınan tek bir nefes,
Bile sevgi için yeterlidir.
Sevgi paylaşmayı
Ve
Paylaşılmayı
Bilmektir.

YÜREĞİMDE

Ne bir hayal kaldı
Ne bir düş
Yüreğimde…
Aşk ise
İçin için yanmakta
Yüreğimde…
Sevgi,
Boş beklentilerde
Arıyor yolunu
Yüreğimde…
Gönülden kopup gelmiş
Damlalar pınarlara
Bekleşiyorlar çaresiz
Hesap gününde
Neden niçin demeyi
Yüreğimde…
Karabasanlar sarmış
Dört bir yanımı
Umut yeşermiyor artık
Yüreğimde…

BENDEKİ SEN

Ben seni değil
Bendeki seni sevdim.
Deli yüreğini,
Kalıplara sığmayan,
Vahşiliğini sevdim.
Ben seni değil
Bendeki seni sevdim.
Hayallerimde var oluşunu
Düşlerimde yaşananları sevdim.
Ben seni değil
Bendeki seni sevdim.
Ruhundaki özgürlüğün,
Kalbindeki şekillenişini sevdim.
Ben seni değil
Bendeki seni sevdim.
Varsın olsun ne çıkar,
Yanımda şimdi sen yoksan.
Ben seni değil
Bendeki seni sevdim.
Ve bu sevda,
Ölene kadar değil,
Öldükten sonrada sürecek.
Çünkü,
Ben seni değil
Bendeki seni sevdim…

MARİFET

Tenin soğukluğunda bile
Hissede bilmektir ruhun ateşini
Gün ışığında bile
Duyabilmektir sessiz çığlığı
Ve
Gecenin zindanlarında bile
Yaşaya bilmektir yanlızlığı
İçin acıyarak kahkaha atabilmektir
Acıyı hayatla birleştire bilmektir
Mutluluk kadar sıradan
Ölüm kadar doğal olabilmektir
Var oluşun nedenini sorgulamadan
Yok oluşuda umarsızca karşılıya bilmektir
Olanla yetinmeyi bilmek
Daha fazla istemeyide unutmamaktır
Eğer,
Karanlığın içinde aydınlık
Aydınlığın içine karanlık
Doğa biliyorsa.
Her nefeste yeni bir umudu
Hayata suna bilmektir.
Marifet…

HALA

Sonbahar çökmüş İstanbul’a
Hava kasvetli gün sıkıcı
Varsın olsun
Ben dostlarla sohpetteyim ya.
Belki içimde neşe yok
Ne çıkar?
Zaten dünya savaşta…
Bu arada eski bir dost
Senden haber verdi bana
Laf olsun diye
Öylesine.
Seninkide artık işsiz dedi.
O an durdu zaman
Tek bir sözdü akılda kalan
Yollar ayrı
Yaşamlar farklı olsada
Artık biz olmasakda
Birileri için sen benimdin
Hala…
Kim bilir,
Belki birileri içinde
Ben seninimdir
Hala…

NEYDİ

Seni farklı kılan neydi gönlümde
Neydi dile düşmeyen düşünceler
Neydi derinlere gömülen ateş
Seni yürekte saklı kılan neydi
Söyle bana sevdam bende bileyim
Neydi gözyaşlarıma gizlediğin
Söyle bana sevdam bende bileyim
Her damlası toprağa düşse bile
Yürek yangınıyla yakıp kavuran
Dili susturup gönlümü ağlatan
Sensizlikte bile seni yaşatan
Söyle bana sevdam bende bileyim
Neydi gözyaşlarıma gizlediğin
Söyle bana sevdam bende bileyim
AZAD

Deniz durgun
Hava dingin
Herşey durağan
Herşey olağan
Ne rüzgarda fısıltı
Ne meltemde esinti var
Martılar bile suskun
Tabiat ana üzgün
Gönül kafesine
Yürek dar gelmiş
Biçare bedende
Biçare çırpınışlarda
Gitmek ister gidemez
Uçmak ister uçamaz
Azadı bekler küskün
Ama,
Azabı çeker hergün

GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI

Yüreğim gitmek istiyor buralardan,
Bedenim çakılı kalmış sözler zindanında.
Ben beni yaşamıyorum,
Sanki zaman tünelinde,
Hiç bir şey hissetmeden
Hiç bir şey yapmadan
Akan hayat nehrini seyrediyorum…
Eğer ecel istendiğinde gelseydi insana,
Benim için şu andan daha güzel
Bir an olmazdı sanıyorum…
Çoşkudan yoksun bedenim,
Çöl rüzgarına kapılmış unutsuz,
Savrulup duruyor avare…
Zamanın neresinde olduğunu anlamadan,
Sonsuzluğa bakıyorum.
Uzaktaki geleceği bekler gibi,
Eldeki beni solduruyorum…
İçim ise buz tutmuş yanıyor,
Sanki alev sarmış her yanı,
Lapa lapa kar yağıyor.
Soğuk benliğimi uyuturken,
Gitmek mi yoksa kalmak mı zor
İnan bana dostum
Bunu ben bile bilmiyorum…

BİR GECEDE

Bir ben kaldım kendimde,
Birde sen kaldın kalbimde.
Onun için diyemem ben yanlızım.
Su gibi akıp giden zaman içinde.
Biliyorum ağlamak nafile.
Gözyaşları getirmez ki seni geriye.
Varsa ödenmesi gereken bir bedel,
Yaşananlar için öderim seve seve.
Pişmanmıyım dersen eğer gecen günlere,
Var olmanın güzelliğine aşıkken böyle.
Geçmişe ah nasıl ederim.
Yüreğim senle doluyken söyle.
Acı anılar kaçmışlar kuytu köşelere,
İyileri ise girmişler gönüle,
Güç yeter mi sanırsın,
Onları ordan sökmeye.
Sanmaki ölüm ayrılıktan öte.
Acısı bir, diller ağıt döke.
Kader desende sona,
Yolcuda gider hancıda gider
Bir gecede…

TÜKETİYORUM

İstanbul da yaşıyorum yanlızlığımı
Bir daha canlanmıyacak duygularımı
Kalabalığın içindeki yitikliğimi
İstanbul da tüketiyorum sensizliğimi
Dün neler yaşandı artık anımsamıyorum
Yarın neler yaşanacak bilmiyorum
Ama şu anda
İstanbul da yaşıyorum yanlızlığımı
Ne doğru yada ne yanlış düşünmeden
Var olmanın ötesinde
Yokluğun gölgeleri arasında
Nemli İstanbul yazının içinde
Islak günler ve bunaltıcı gecelerde
Yaşıyorum yanlızlığımı
Ve
İstanbul da tüketiyorum sensizliğimi…

SON VEDA

“Her elveda bir son değildir.”
O,
Beklenecek bir dönüşü
Yaşanacak bir unudu
Taşır içinde.
Derdim kendime.
Gidişine bir anlam vermek için.
Oysa;
Gittiğin yolun sonu yokmuş
Bilemedim.
Umutları paylaşmak gerekirmiş
Yapamadım.
Bendeki seni büyüterek
Bizi gerçek dünyada
Yaşatamadım.
Hazan gözlüm,
Benimde sana
Elveda deme zamanım gelmiş
Farkına varamadım.
Hazan gözlüm,
İçimde sakladığım umudu
Yılların ardından
Nihayet uçurdum…
Şimdi ise;
Sana kızgın
Yada kırgın değilim…
Ne bıraktığın anılar
Ne de yaşananlar için.
Ben sana,
Bana verdiğin
Cennetteki melekler için
Çok teşekkür ederim…

İSTANBUL’U YAŞADIM

Uzun zamandan sonra
Yanlızlığımın sessizliği ile
Müziğin sonsuzluğunda
İstanbul’u dinledim.
Kanunun namelerinden
İçimdek pınarın çoşkusunu
Denizin serin esintisinde hissettim.
Udla geçmişin düşlerine
Yelken açtım.
Tamburun hüznünü
Yayın acı çığlığında
Bedenimde duyarken,
Neyin sadeliğinde huzuru
Yaşadım…
Ilık bir yaz akşamında
Elimi uzatsam tutacağım kadar yakın
Ama
Bir o kadar da uzak
Işık demetinin içinde
Karanlığımı yaşadım…
Uzaktan geçen arabanın gürültüsüne
Karışan çocuk seslerine
Eşlik eden martıların dansında
İstanbul’u yaşadım,
Bu gece
İstanbul da…

-MUŞ

Gülün adı al olmuş ak olmuş.
Yaşamlar birer birer yok olmuş.
Geriye bakmaktan
Yarın dün olmuş.
-cekler, -caklar bitmiş.
-mişler, -muşlar olmuş.
Hayat bitmiş
Ölüm olmuş.
Döngü tamamlanmış
Silbaştan yaşam olmuş.
Milyonlarca yıl hep bir an olmuş.
Anlar derya deniz olmuş
Akmış gitmiş yok olmuş.
Kimi için bilinmezlik düş olmuş
Kimi için ise zaman olmuş,
Akmış gitmiş yok olmuş.
Dönüp geriye bakıldığında
Silbaştan yaşam olmuş.
Tekrar tekrar tekrar
Yaşam olmuş.
Bazen ders alınmış,
Çoğu zaman yinelenen hata olmuş.
Bedel ödiyen yaşam
Her zaman var olmuş..

YOK OLDUM

Hiç miladım olmadı
Ne öncem oldu
Ne sonram.
Hiç çoşup taşmadım
Bir sen olmadı
Hep ben oldum.
Tektim duruydum.
Dere gibi aktım
Ateş gibi yandım
Mum gibi eridim
Soluk, soluk.
Nerede başlayıp
Nereye gittiğimi bilmeden.
Çöl gibi kurak
Su gibi berrak
Hava gibi renksiz
Nefes gibi sessiz
Yok oldum.

BEBEKLERİME

Yaradandan istedim bir bebek
O ise verdi bana üç melek
Nasip olmasada bana sevmek
Bilirim ki zaman gelecek
Meleklerim benide görecek
Bu yürek hasretide dinecek
Canlarım kollarımda gülecek
Ağıtlar dilde şarkı olacak
Acılar tasda şerbet sunacak
Gönül sevecek gönül gülecek
Sabrın ikramı şükür olacak
Ezelim ebedim yaradanım
O da birgün bu garip kuluna
Yüreğindeki düşü gösterecek.

KOŞMA

Dağlarda karlar dondu, pınarda su
Gönüldeki misafirim gidince
Çöldeki seraba da güneş küstü
Bahçemde gülüm bülbülsüz kalınca

Gün geliyor hatırlamak yetmiyor
Güz bahçesinde de çiçek bitmiyor
Güldeki dikende canın yaknıyor
Yeryüzünde unutulup gidince

Soruyor yürek sevmek nedir diye
Sevgiden vaz geçmek kolaymı diye
Aşk bir sözmü yoksa lügatta diye
Beden değil gönül böyle yanınca

Dur yüreğim atacak an kalmadı
Sus dilim söyleyecek söz kalmadı
Kapan gözlerim görcek yar kalmadı
Senin için artık zaman durunca

Niceleri gitti gelmedi geri
Od mu? Su mu? bilinmez gönül yeri
Anı gelince çekme kendin geri
Oddanda nurdanda kapın çalınca

O DAHA BİR ÇOCUKTU

O daha bir çocuktu
Yanan evinden kurtarıldığında
Sığındığı kulübede selle tanışmadan önce
Perdesiz bir odada
Bir divanda ondört kişi yaşarken
Köşeye yığılı şilteler
Gece yere serilmeyi beklerdi
Koynuna oniki kardeşi almak için

O daha bir çocuktu
Ondan henüz birşey beklenemezdi
Ama yinede biliyordu yardım etmesi gerektiğini
Kendince yapıyordu birşeyler
Evdeki aşla yemek kaynatıyordu
Evdeki bezle toz alıyordu
Evdeki bir kova su ile üst baş yıkıyordu
Çamaşırın son suyuylada evi siliyordu

O daha bir çocuktu
Ah birde dikiş makinesi olsaydı
Bitiremediği kursda öğrendiklerini uygulasa
Belki o zaman kursuda bitirebilirdi
Kimbilir belkide para kazanır
Yada ailesine birşeyler dikebilirdi
O zaman belkide gülerdi anasının yüzü
Ah birde dikiş makinesi olsaydı

../…

O daha bir çocuktu
İşte ben o masum çocuğun gözlerinde
Hüznü gördüm acıyı gördüm
Çaresizliğin sessiz feryadını gördüm
Kendince kocaman olan hayalini anlatırken
Utanarak gizlemeye çalıştığı
Boncuk gözlerinden süzülen bir damla yaşta
Yok oluşumu gördüm

O daha bir çocuktu
O bebekleriyle oynamalı
Arkadaşlarıyla gülüp eylenmeliydi
O daha acıyı tatmamalıydı
Ondan sessiz çığlıkları değil
Şen kahkahaları duymalıydık
O daha bir çocuktu
Bir ailenin on iki çocuğundan biriydi
O sadece bir çocuktu

KALBİNİ KALBİMDE TAŞIYORUM

Yüreğim gölgedir diye
Sanmaki bu can acını duymaz
Gözlerim gölgedir diye
Sanmaki bu can hasretini görmez
Dudaklarım gölgedir diye
Sanmaki bu can bebek tenini özlemez…
Sanmaki bebeğim bu kalp
Gölgeler arasında olsada seni tanımaz
Sanmaki bebeğim bu kalp
Gölgeler arasında olsada bebek kokunu hissetmez
Sanmaki bebeğim
Gölgeler ayırmış olsada dünyamızı
Bu kalp varlığını fark edmez
Bu kalp bebeğim
Seni kendinde saklar
Ve bu kalp
Kalbini kalbinde taşıt…
Beklentilerden uzak
Sorgusuz sualsiz
Çıplak bir sevginin kucağında
Bebeğim
Kalbini kalbimde taşıyorum
Hissetmenin doruklarında
Yaşanmamışlığın kollarında
Ve zamanın paylaşılabildiği her anında
Bir esintide yada
Dalından kopan bir yaprağın
Toprak anaya ulaşmasındaki sessizlikte bile
Anın herhangi bir diliminde
Çıplak bir sevginin kucağında
Kalbini kalbimde taşıyorum
Bebeğim

MANİLER (I)

Kendi güzel adı güzel
Dilinde nazı güzel
Mevlamın yarattığı
Canında ruhu güzel

Gecemsin gündüzümsün
Gönlümde bülbülümsün
Ayrılık zamanında
Kapımda ölümümsün

Sevgiyle oyun olmaz
Yarede doyum olmaz
Yollar ayrı düşünce
Aşığa zulüm olmaz

Sevdi gönül bilmedi
Aşka düştü kanmadı
Bir gün yanlız kalınca
Göz yaşları dinmedi

Sevgi diye inlesen
Sokaklarda dilensen
Dönüp bakmaz yüzüne
Kapısında kul olsan

Çiçeğin özü sarı
Kovanda balı sarı
Baharı yaşasanda
Hazanın sonu sarı

../…

Kim dinlerki hazanı
Kaynıyor aşk kazanı
Yaş kemale erince
Ölüm paklıyor azanı

Sevdayı çeken bilir
Gurbeti düşen bilir
Yolun sonunda olanı
Oraya varan bilir

Huzurda buldum seni
İçime gömdüm seni
Yaradandan ötürü
Uçurdum göğe seni

Gül diye gülemedim
Dalında bitemedim
Dikene razı iken
Güzde de açamadım

Goncanın gülü oldum
Gülün dikeni oldum
Sonbahar geldiğinde
Kurumuş dalı oldum

Söğüt altında yatar
Başını taşa koyar
Ne gün bilir ne gece
Toprağı döşek yapar

MANİLER (II)

Bir anlıktı bakışı
Beni yakan gülüşü
Ömre bedel olansa
Dudaklarının öpüşü

Kim derdiki bitecek
Sevdam bir gün gelecek
Ağlasamda nafile
O kararlı gidecek

Ala gönül verenler
Kana ölüm diyenler
Hayat güzel olsada
Bir gelip bin giderler

MANİLER (III)

Aşk nedir bilemedim
Sevgiyi bulamadım
Gençliğim elden gitti
Huzura eremedim

Geçmişi silemedim
Yarını bilemedim
Zaman su gibi aktı
Günü yaşayamadım

Sarardım solamadım
Güle eş olamadım
Gönül bahçelerinde
Koncak yer bulamadım

Ağladım gülemedim
Ben kimim diyemedim
Dalımıda kestiler
Canı koruyamadım

Rüzgarla esemedim
Güneşle doğamadım
Çölde bedenler yandı
Su bile olamadım

Handım dolamadım
Bir tas aş sunamadım
Kapım çalınmadıki
Sohpete doyamadım

../…

Bir fincan kahve idim
Bir yudum içemedim
Bir ömür bekledimde
Bir dost bulamadım

Arkadaştım bilindim
Eş olunca tanındım
Yanlızlığı seçince
Dostluktan silindim

Bir idim binbir oldum
Nar gibi tane olum
Her birinde ayrı dert
Namerte muhtaç oldum

Bahardım yaza döndüm
Sonbaharı tadamadım
Gitme vakti gelince
Kışı bekleyemedim

Gurbette garip idim
Sılada bekleyendim
Yağmur aldı götürdü
Toprakta yatamadım

Su gibi akamadım
Dağları delemedim
Taşıp yurtları yıktım
Yolumu bulamadım

MANİLER (IV)

Us düşünür dil söyler
Yere düşer dil söyler
Bildiğinden söylemez
Kemiği yok dil söyler

Söz söyler nere gider
Bildiği yere gider
Bağlasan onu durmaz
Söz sahibine gider

Sözünün özü güzel
Söylediği dil güzel
Yolunu bulduğunda
Vardığı yuva güzel

Aşk yoldur durak bilmez
Yolu kordur su bilmez
Yandığında kül olur
Külüde aşık bilmez

Aydır nurdur ve güldür
Doğduğunda bülbüldür
Canan canı yakarsa
Geriye kalan küldür

Manidir dile düşer
Adama kelam düşer
Bilen söyleyincede
İnsana susmak düşer

../…

Bildim diye öğünme
Her varlığa döğünme
Susmayı bildiğinde
Zatım diye sevinme

İnsanoğlu bencildir
Hep adam sendecidir
İşin ona düşerse
Yandığının resmidir

Bebektir beşik ister
Varacak eşşik ister
Sustur kolaysa eğer
Doymak için aş ister

Yavruya bugün gerek
Yarına umut gerek
Taş dolu tencereye
Kaynayacak aş gerek

Su akar yolun bilir
Gittiği yeri bilir
Çağlasada çoşsada
Varınca hiçlik bilir

DÖRTLEMELER (I)
(DOST ÜZERİNE)

Dile öz sözler yaraşır
Bilene diller yaraşır
Dosta dostluğu sorarsan
O da derki, can yaraşır.

Dilde söz yarası var
Bilene can yarası var
Dostun attığı güllerde
Kalp yüzünün karası var

Dost acısını tadar bilir
Değerini biçer bilir
Sadakatin kıymetini
Yanlızlığı seçen bilir

Dosta gönül koymak olmaz
Cihanda onsuz yer olmaz
Değerini bilmesede
Kara gün dostsuz olmaz

DÖRTLEMELER (II)
(GÖNÜL ÜZERİNE)

Gönülde dil yarası var
Neyleyim hançeri yar
Akan kan değil gözyaşı
Sil sile biliyorsan yar

Nasihat verenler çok var
Yaktın beni bir kere yar
Ummanlar çoşup taşsada
Yangınım sönmez artık yar

Yürekte aşk yangınım var
Beden kavrulmuş artık yar
Kurşun bile yol bulamaz
Diyardan gittiğinde yar

Bilirimki artık yoksun
Sensiz gönül nasıl olsun
Yanlızlıklar ormanında
Kaderini nerden bulsun

Diyar diyar dolaşsamda
Hazanı bahar yapsamda
Aşka gönül koyamam ki
Kalbimi söküp atsamda

Sana bir sözüm yok gönül
Sen istedin aşkı gönül
Son pişmanlık fayda etmez
Bulduğunla yetin gönül

DÖRTLEMELER (III)
(AŞK SEVGİ VE ÖZLEM ÜZERİNE)

Bu beden unutsada gülmeyi
Can çeker yürek ister sevmeyi
Yanlızlık otursada gönülde
Bilir bu garip beklemeyi

Garip bekler sılaya dönmeyi
Hasret giderip gönül almayı
Yarim seçseda başka cenneti
Yürek bilir ateş olup yanmayı

Sönmez yürek yangını derya da
Ateş küle dönsede dünya da
Cenneti yaradan cehennemdir
Sevgidir, sabrın mükafatı da

DÖRTLEMELER (IV)

Baş koydun demekle olmaz
Her kuş gül dalına konmaz
Ben bülbülüm diye uçma
Beklediğin sanma solmaz

Gözümde bir damla olsan
Yüreğimde konuk olsan
Sanmaki söküp atamam
Rüyalarımda da olsan

Ağlasam duyarmısın ki
Kapımı çalarmısın ki
Yanlızlığın deryasından
Beni kurtarırmısın ki

Suyla çoşup taşarmısın
Yolunda da akarmısın
Sel olup yıkmadan gönlü
Yatağımda çoşarmısın

Gülsem gülermisin benle
Kelam edermisin benle
Dostum olduğunda ise
Çöle gelirmisin benle

Doydum deme aca karşı
Ondum deme ele karşı
Yabanda sılam desende
Kondum deme yare karşı

DÖRTLEMELER (V)

Yılandan dost anadan düşman olmaz
Her kapını çalansa canan olmaz
Geçmişi yok ve bugünü var demek
Yarın için yolunda rehber olmaz

Günde ay ve gecede güneş doğmaz
Candan gayrı derdine derman olmaz
Dağları delsen dünyaları kursan
Çöllerde bir tas su verenin olmaz

Ağam desem paşam desem ne olur
Baş koysan gittikleri yola nolur
Yaşam sofrasından aç kalksan bile
Sanma el kursağında doyum olur

DÖRTLEMELER (VI)

Gül demeyle gülünmüyor
Yaşla huzur bulunmuyor
Yanlızların dünyasında
Dünle yarın yaşanmıyor

Su içemedim kanarak
Aş yiyemedim doyarak
Ateşte kor olup yandım
Kendimi aşık sanarak

Ruh üzgün bedense solgun
Yaşamlarda zaman durgun
Çaresizliğin çaresi
Hazanla birlikte yorgun

Kan damarda akar durmaz
Beden sanma kana doymaz
Koybolan zamandan sonra
Kan canı yerine koymaz

Kardelen gibi açamam
Doruklara tırmanamam
Akan zamanın önünde
Hayata da dur diyemem

Sevildimde bilemedim
Sevdiğimi tutamadım
Bahar bahçesinde güle
Komşu bile olamadım

../…

Ana dedim doyamadım
Acısını silemedim
Hüzünleri yok ederek
Yüzünü güldüremedim

Ana oldum diyemedim
Evlat nedir bilemedim
Melekleri göğe saldım
Sevgisini tadamadım

Sevmeye adam gerek
Bedende yürek gerek
O yari beklemeye
Gönülde sabır gerek

Orasını bilemem
Derdimi söyleyemem
Gelen geçen çok oldu
Herkese yar diyemem

DÖRTLEMELER (VII)
(TREN ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER)

Tren tren dumanı kara tren
Gidişi kara gelişi ak tren
Derdi dermanı yüklenip gezersin
İşi gibi yüzüde kara tren

Trenin adı kara olmaz ki ak
Dertleri saklasanda olmaz ki pak
Geridekinin aksada gözyaşı
Yolları geçersin odu yak ha yak

Tren aldı nazlı yarimi benden
Savurdu dumanını gurbet elden
Bilemediğinden sıla neresi
Sevdamı yaban ele attı tren

Derdi bilmez ki derman olsun tren
Aşkı bilmez ki ferman olsun tren
Gurbet nedir sıla nedir bilmez ki
Gittiğin yollar haber olsun tren

Kara tren sandım yare gidecek
Dumanıyla ona haber verecek
Yare varayım diye bindim ona
Kaldım yolda da yok bir su verecek

../…

Dumanın savurursun
Herkesi avutursun
Neyledim ki bir beni
Gurbette savurursun

Ovadan geçti tren
Yazmamı aldı tren
Dağı geçip gurbete
Adımı yazdı tren

Soldumda varamadım
Gönülde koyamadım
Neyleyim kara tren
Senle dost olamadım

Trendir gezer dağda
Hasret saklı dumanda
Karadır acı haber
Sılaya vardığında

Ah tren kara tren
Yari alıp götüren
Tez dönder de yuvaya
Hoş gelsin yari gören

DÖRTLEMELER (VIII)

Olaydımda ne olaydım
Dikeni bol gül olaydım
Yeterki yarin evinde
Çöpündeki sap olaydım

Buhar oldum göğe vardım
Yağmur ile geri döndüm
Çağladımda ırmaklarda
Deryaya vardım yok oldun

Suda oynamaya balık gerek
Balığı yemeye adam gerek
Deryayı kurutup çöl yapmaya
Hırsına yenilmiş insan gerek

Soğanı soydum gözüm yaşardı
İçini yemeyi yar başardı
Söylemesi ayıptır be adam
Konuğada bir tas su kalaydı

Hırsın gecesinde varlığı gördüm
Gün ışığında çamuruna battım
Azmin gücünü bataktan çıkarken
Kalbim ile akıl yolunda buldum

Yoldun saçın oldun kel
Yıktın bendi oldun sel
Söyle bakalım şimdi
Yare nasıl dersin gel